+Alo.
-Efendim?
+Beni tanıdın mı?
-Hayır.
+İyi düşün.
-Tanıdım.
+Peki kimim ben?
-Kimsin?
+Hani tanımıştın?
-Tanıdım. Ama korkuyorum. Kim olduğunu
kendin söyle.
+Korkmak mı? Neden korkuyorsun?
-Sen olmandan korkuyorum. Sana, sesine
bu
kadar yaklaşmışken, seni aptalca birine
benzetmiş olma düşüncesinden
korkuyorum.Seni ne kadar çok özlediğimi,
hala sana ne
kadar çok aşık olduğumu ikimizden başka
birisinin öğrenmesinden korkuyorum.
Adının,
dilimde yanlış telaffuz edilmesinden
korkuyorum. Dilimin tutulmasından,
dudaklarımın kanamasından, kalbime bir
yumruk daha yeme ihtimalimden, kısa bir
nasılsın konuşması yapıp, iki dost gibi iyi
dileklerle birbirimize tekrar veda
etmemizden
korkuyorum. Şunu bilmelisin ki; eğer
arayan
gerçekten sensen, duyduğum ses, iki gece
de
bir tekrar eden hayalin değilse, yemin
ediyorum ki seni hiç bir yere bırakmam.
Sesini
nefesime kitlerim. Nefesini hücrelerime
kapatırım. Eğer sensen, -ki bu ihtimale
damarlarımla bağlanmış durumdayım diz
kapakçıklarım kanayana dek önünde diz
çöker, ikinci bir şans dilerim. Arayan
sensen,
affederim.
Şimdi konuşabilirsin. Soruyorum.
Gerçekten
sen misin?
+Ben Vedat. Açık tribünden ya. Davulcu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder