29 Mayıs 2013 Çarşamba

Büyük ada gezimiz :)

Akşamdan Yunus,Ben,Armağan,Ayşe,Mine konuştuk anlaştık   adaya gidecektik :)

saatlerimizi kurduk,hazırlıklarımızı yaptık  ve ertesi gün saat  7:15 de yunus ile buluştuk, beklemeye başladık :) bekledik bekledik bekledik bekledik bayağı bekledik biz :)  Ayşe ile mine gelecek onlarla beraber gidecektik ama onlar buluşma noktasını yanlış anlamışlar  dolayısıyla epeyi bir geç geldiler.

Biz aslında 8:30 vapuruna yetişmeyi hedefliyorduk ama zaten Ayşe ve minenin gelmesi 8 i bulmuştu dolayısıyla yetişmemizin imkanı yoktu :) neyse bir güzel otobüsümüze bindik  başladık sohbete konu konu üstüne derken hoop :) Kara köye geliverdik. hemen indik  :) bu arada sabah erken saatlerde adaya ayak basan armağan :) hışımla bizi aramaya devam ediyordu neredesiniz gelsenize ağaç oldum gibi terimlerin yerine sizin ben .... ile giden cümleler kullanmaya özen gösteriyordu kardeşimiz :)  meşakkatli bir yolculuk sonrasında Kabataş'a ulaştık   10:40 ta kalkacaktı vapurumuz, geçtik vapura ve gene tutuştuk koyu bir sohbet e  konu konu üstüne  :) bu arada vapur ilk olarak Kadı köye oradan Burgaz adaya,kınalı adaya   daha sonra heybeliye en son olarak da büyük adaya varacaktı :) neyse vapur kadıköyden de hareket etti   Burgaz ada civarında yanımıza 3 adet güdümlü tuvalet terliği saç modelli keko oturdu   bunlar yanımızdaki kızlara falan sarkmaya teşebbüs etti  yani bunu kızlar anlamadı tabiki de :) yunus ile ben idrak etmiştik   kekolar dan biri sigara yaktı ve yunus belkide orada hayatının müdahalesini yaparak beni şaşırttı   

Mineye :  - mine sigara sana dokunuyor seninle yer değiştirelim dedi

  Mine sanırım idrak edemedi tamam falan derken biz yeri değiştirdik :) keko bayağı bozuldu çaktırmamaya çalıştı ama biz kestik inceyi :) neyse kınalı adaya geldiğimizde üşüdüğümüzü fark ettik  birden içeri girme isteği oluştu bizde :) mine can yanlışlıkla da olsa kaptanların olduğu kısma doğru ilerledi  :) kaptan abi bizi içeri davet etti  onunla ve diğer çalışanlarla da koyu bir  sohbete tutuştuk :)  bu arada armağan arada bir aramaya devam ediyor ve lugatın da ki  bütün küfürleri tek tek döküştürüyor du :) hayır öyle edebi küfürler ediyordu ki :) uyakları tam ufak kafiyeleri cinaslıydı :) bölmeye kıyamazdınız o derece :)  neyse adaya vardık   armağana durumu izaa ettik fırçamızı yedik bir güzel :) daha sonra bisiklet kiralamaya karar verdik  önce bir bisikletçi bulduk  daha sonra  3 tane bisiklet aldık :) yunus arkadaşımız bisiklet binmeyi pek bilmiyordu hatta hiç :) minede almak istemedi onlar yürümeyi tercih ederken ben ayşe ve armağan  bisikletleri aldık ve başladık mesire alanı aramaya çık allah çık :D biraz biz bisiklete birazda bisiklet bize bine bine   en sonunda ilk gördüğümüz mesire alanına çöktük   tam yerleşmeye başladık  ki :/ birden içecekleri unuttuğumuz geldi aklımıza :) neyse ki  ortadoğu ve balkanların  en karizmatik erkeği  ( benden karizmatik olmasın :P ) armağan umut alkan kardeşimiz :) hemen duruma el attı ve içecekleri almaya gitti biz o sırada  mekanı kurduk fotolar falan çektik  çantaları boşalttık derken armağan da geldi  bir güzel yemeklere yumulduk :)  Ben anneme dolma yaptırmıştım  ayşecan da elmalı turta falan yaptırmıştı menümüz çok zengin değildi ama idealdi buna da şükür :) 
neyse dolmalar sarmalar  muhappetler derken güzel ce zaman geçirdik birazcık müzik dinledik birazcık pişti oynadık :) falan derken birden adanın üst kısımlarına doğru bir keşif gezisi yapmaya karar verdik :)  Armağan ile mineyi bırakıp ben yunus ayşe yukarı doğru çıktık  yukarısının daha güzel olduğuna karar verip aşağı indik eşyaları toparlayıp bu sefer hep beraber çıktık   2. kamp yerimiz adanın zirvesi olmak ile birlikte çok sakindi ve daha güzeldi :) Biraz bisiklete bindik biraz meyve suyu falan içtik  yunusa bisiklete binmeyi öğretmeye çalıştık ama tabi hüsran :D  derken  saat 3 : 40 gibi ayrılmaya karar verdik tekrar toplandık  derken kendimize bir yol seçtik ve yardırdık :) ben ile armağan uçuyor   mine ayşe ve yunus ise sürünüyor du :) yani bir insan ne kadar yavaş yürüyebilir :D diye düşünmeden edemedik  biz vapuru kaçırmaktan korkuyoruz adamlar hala sohpet muhabbet  neyse dura kalka bekleye  vapura ucu ucuna yetiştik :) armağan diğer vapur ile bostancı ya geçti  biz yerlerimize oturduk tekrar erzaklarımızı çıkardık   pek yiyecek durumda değildik  hemen yanımızda bir turist aile vardı  ayşe onlara ızdırap olmaya başladı :D ve kalan erzakları da onlara sünnetlettir di :)  sohpet muhabbet  derken kabataş a oradan da eminönüne vardık  
kurt gibi açtık :) hemen bir balıkçı seçip oturduk  4 balık söyledik :) içecek konusunda ise kısa bir kriz yaşadık ben kola içmek istiyor ayşe ve mine  ise bunun tam tersini düşünüyordu   o kola opsiyonunu gazoz ile değiştirdik  ve kriz çözüldü  :) bir güzel yedik tıka basa yedik  hesabı da alman usulü ödeyip kalktık  adam çay ikram edecekti bize ama  biz geç kaldığımızı düşünerekten bu teklifi bir dahaki sefere erteledik  durağa doğru yola çıktık  derken birden durağa geldik ve ayrıldık :)
              
                                                       GÜNÜN EN'LERİ

Günün en dikkat çekici olayı :   Yunusun vapurda ki kekoları ters köşeye yatırışı

Günün girişimi : mine nin kaptan abiler ile diyalog u 

Günin hayal kırıklığı :  music box ımın şarjının bitmesi

Günün  iç çektiren olayı : Ayşenin soba borusunu andıran lensi 

Günün  unutulmaz anlarından biri : yunusun  5 mp lik telefon kamerası :) 

muhteşem bir gündü  herşey çok güzeldi  teşekkürler dostlar :)

Hiç yorum yok: